24 Şubat 2011 Perşembe

KEFAL

Artık değişik insanlarla ya da değişik şeylerle konuşmak istiyorum. Mesela farklı bir şeyle. Önce msn de eklesem onu. Bir müddet msn de tanışsak, kaynaşsak. Sonra dışarda buluşsak. Gelse böyle karşımda dursa ayı gibi. Bir yere gidip yemek yesek onunla. Bu yine ayı gibi yese. Bir kafe ya da bar da otursak. Yaptığım bir espiriye ayı gibi gülse. Herkes bize baksa. Utansam. Ertesi gün bir şans daha versem tekrar buluşsak. Sinemaya gitsek. Aşk tesadüfleri severe mesela. Perdeyi göremese insanlar bunun kafasından. Bu yine orda ayı gibi ağlasa. Akşam vedalaşırken ayı gibi sarılsa, sıksa. Öpse ayı gibi. Sonra ben bunu aramasam. O hep arasa, ayı gibi mesajlar atsa falan... Yok ya bir boz ayıylada olmaz bu iş.

Daha başka ya da daha cici bir şeyle mesela. Ne bileyim böyle kıpır kıpır olsa. Yerinde duramasa. Elle tutulmasa, kaçıverse hemen. İri gözlü iri dudaklı olsa, baksa böyle yan yan. Bir sağ gözüyle baksa bir sol gözüyle. Utangaçlığından ötürü düz bakamadığını düşünsem ben. Bu, diğer ayı gibi çok yemese, bir mekana gittiğimizde. Verdikleri kadar yese. Pek konuşmasa. Hatta hiç konuşmasa. Ağzını bıçak açmasa. Konuşturana kadar onu canım çıksa... Yok yok o da olmaz ya.. Ne öyle suskun suskun, hiç bana göre değil. Bu da olmaz. Nasıl olur ki lan zaten bir Kefal balığıyla.


Herkes farklı ya. İstekleri, beklentileri, eğlenceleri. Tamam elbet iki canlı arasında farklar olur. Hepsini geçtim biri ayı, biri kefal lan. Bunların arasında dağlar kadar fark var da, iki insan arasında nasıl bu kadar fark olur? Bin çeşit insan var ama sefa gider yine bir kefal bulur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder