Yine her zamanki gibi bugun de saçma sapan haraketler yaptım. Hiç uyumadım falan, sonra saat akşam 16:00 sularında bir üşüme geldi üstüme, yattım uyudum. Saat 20:00 sularında tabi ki anne show başladı. Gelmiş odam da tv açıyor. Dedim napıyorsun anne ya? Hızlı hızlı birşeyler dedi kaynattı anlamadım. Uyandım tabi. Uyanır uyunmaz patates yemeği yedim falan. Sürekli sofrada baskı, yoğurtta koyayım, domateste keseyim? İstemiyorum diyorum. Tık önümde bir kase yoğurt. Yemedim mi? Yedim tabiki de.
Zaten darlanmışım, mesela müzik dinliyorum falan zırt pırt odam da, yanımda yaa. Bir de oda evin en sonunda, hani diyorum yol üstü falan olsa tamam, hani gelsin otursun bir çayımı içsin eksik olmasın ama öyle bir mimari de değil. Ve ya bazı şarkıların sözlerinde yok efendim öldüm bittim falan diyor ya, annem şarkıyı çaktırmadan dinliyor, sonra beni kesiyor, hani ölmüş bitmiş mi diye. Ya da bu durumumu anlamaya çalışıyor, şarkı sözlerinden de, yok yani öyle birşey değil bu bendeki anlayamazsın. En son dalga geçti benimle. Mabel Matiz’den sözleri pek anlayamadığım ama sanki güzelmiş gibi gelen şarkılarını dinliyorum. Annem dedi, uyuz oluyorum bu adamın sesine ne o öyle Murat Kekilli gibi. Dedim sen benden daha çok dinliyorsun. Söyle hadi ne açayım sana?
Yine sabahları da ayrı bir dava var. Tangur tungur odaya girip ses yapmalar, odayı toplamalar falan. Sanki oteldeyim de oda servisi gelmiş gibi. Asıl amacı hani kahvaltıyı sofradan kaldırmadan beni kaldırmak. Ama ben zaten sevmem ki kahvaltıyı, uyuz olurum hatta. Bir saat ondan al ağzına at, onu ekmeğe sür, ordan bir yudum çay al falan. Çok sıkılıyorum ya kahvaltıdan anlatamam yani. Soğuk ya bir de sevmiyorum. Yediğin şey sıcak olucak aga. Neyse yani 25 yaşına geldim hala kahvaltıyı sevmediğimi öğrenemedi. Ama süperdir benim annem, ne olursa olsun. Bak tanıştırırım bir gün. Ama hani bize gelip kalmak isterseniz uykuyu unutun. Onu baştan söyleyim de hani, geçin yani onu, uyumak yok.
Olsun ya. Ne güzel merak ediyor kadın işte. Yanımda durmak istiyor. Bin bir türlü mazeretle beni görmek için çaba sarfediyor. Tıpkı benim gibi. Anneme çekmiş bu yönüm. Neyse tabi bunların yanı sıra, 2 dakika önce çayım, şekerleri atılmış karıştırılmış bir şekilde masama geldi. O zaman da diyorum ki oh be miss gibi işte anneli ev. Yoksa kim getircek böyle, karşılık beklemeden. O yüzden “I m sorry mama.” Bir dakika yaa, nasıl karşılık falan beklemeden lan? Ee işte o çay getirmeler falanda, bariz odama girmek için. Vaaaay!
Zaten darlanmışım, mesela müzik dinliyorum falan zırt pırt odam da, yanımda yaa. Bir de oda evin en sonunda, hani diyorum yol üstü falan olsa tamam, hani gelsin otursun bir çayımı içsin eksik olmasın ama öyle bir mimari de değil. Ve ya bazı şarkıların sözlerinde yok efendim öldüm bittim falan diyor ya, annem şarkıyı çaktırmadan dinliyor, sonra beni kesiyor, hani ölmüş bitmiş mi diye. Ya da bu durumumu anlamaya çalışıyor, şarkı sözlerinden de, yok yani öyle birşey değil bu bendeki anlayamazsın. En son dalga geçti benimle. Mabel Matiz’den sözleri pek anlayamadığım ama sanki güzelmiş gibi gelen şarkılarını dinliyorum. Annem dedi, uyuz oluyorum bu adamın sesine ne o öyle Murat Kekilli gibi. Dedim sen benden daha çok dinliyorsun. Söyle hadi ne açayım sana?
Yine sabahları da ayrı bir dava var. Tangur tungur odaya girip ses yapmalar, odayı toplamalar falan. Sanki oteldeyim de oda servisi gelmiş gibi. Asıl amacı hani kahvaltıyı sofradan kaldırmadan beni kaldırmak. Ama ben zaten sevmem ki kahvaltıyı, uyuz olurum hatta. Bir saat ondan al ağzına at, onu ekmeğe sür, ordan bir yudum çay al falan. Çok sıkılıyorum ya kahvaltıdan anlatamam yani. Soğuk ya bir de sevmiyorum. Yediğin şey sıcak olucak aga. Neyse yani 25 yaşına geldim hala kahvaltıyı sevmediğimi öğrenemedi. Ama süperdir benim annem, ne olursa olsun. Bak tanıştırırım bir gün. Ama hani bize gelip kalmak isterseniz uykuyu unutun. Onu baştan söyleyim de hani, geçin yani onu, uyumak yok.
Olsun ya. Ne güzel merak ediyor kadın işte. Yanımda durmak istiyor. Bin bir türlü mazeretle beni görmek için çaba sarfediyor. Tıpkı benim gibi. Anneme çekmiş bu yönüm. Neyse tabi bunların yanı sıra, 2 dakika önce çayım, şekerleri atılmış karıştırılmış bir şekilde masama geldi. O zaman da diyorum ki oh be miss gibi işte anneli ev. Yoksa kim getircek böyle, karşılık beklemeden. O yüzden “I m sorry mama.” Bir dakika yaa, nasıl karşılık falan beklemeden lan? Ee işte o çay getirmeler falanda, bariz odama girmek için. Vaaaay!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder