4 Mart 2011 Cuma

Birlikten Sef Doğar

Geçenlerde şöyle bir baktım da, yazılarımda sürekli hayvanlardan bahsetmişim. Onlardan örnek vermişim. Bu yüzden yazılarımı çok Hz. Mevlana stayla buldum. Çünkü o da hep anlatımlarında örnek olarak atı, eşşeği kullanırmış. Hatta bir gün artık sormuşlar hocaya, demişler ki,” Yahu hoca sen neden hep hayvan, hep at, hep eşşekten bahsediyorsun? O da demiş ” nasıl anlatayım söyleyin o zaman? Sen olsan nasıl anlatırdın mesela? Ola ki anlattın, mesela ne anlatırdın?” Diye benim gibi uzatmamış tabi. Ben olsam aynen böyle derdim. Hatta, ” Bilader sen benim anlattıklarımı anlıyor musun, anlamıyor musun? Anlıyorum hocam. Sus o zaman!” der azarlardım heralde. Ama Hoca öyle dememiş, demiş ki, “size  başka türlü anlatamam. Hoca haklı çünkü o zamanlarda ortalıkta dolaşan, göz önünde olan ve değerli sayılabilcek attan, eşşekten başka ne var ki aq. Adam mecburmuş. Düşünsene kaç yıl geçti hala okuduğumuzda örnekleri cuk diye oturuyor bu zamana uyarladığında. Demek ki birilerine bir şey anlatırken kullanılan en güzel örnekleme metodu hayvanlarmış. Bence zaten hayvanlar daha değerli insanlardan. Neyse işte mevlana ile benzer bir yanımız bu. Afferim lan bana.

Ve diğer bir benzer yanımız ise bahsettiğimiz konuların ikimizinde aynı olması. Aşk. Tabi benimkiler s.kindirik aşklar, ota boka olan aşklar. Onunki ise Allah’a karşı duyulan büyük aşk. Benimki tırt yani. Fıss falan.

İlginç değil mi? Aslında bu olayları anlatırken içindeki, kişileri, şahısları, durumları sadece hayvanlara değil, her hangi bir nesneye de benzetebilirdim ama kısıtlı olurdum. Ya da ne bileyim kesin gaza falan gelirdim. Atıyorum derdim ki, biz onları TAÇ yapıyoruz da başımızın üstüne koyuyoruz da, yok işte ruhumu aydınlatan bir lamba gibisin falan diye yine aşkların g.tünü kaldıran tarzda olurdu. Her zamanki gibi yani. Ya da olmazmıydı acaba? Yaa aslında düşündüm de istesem olmazdı lan, mesela tuvalet kağıdına, çöp kutusuna, öyle boktan nesnelere benzetip üstüne de ben seni g.tüme bile sürmem falan ayakları yapardık ederdik olur biterdi be aslında. Bak hiç böyle düşünmemiştim. Tüh lan. Yoksa yemişim tavuğu, tilkiyi, kefali, civcivi… Bana ne onlardan.

Neyse bunları şimdi neden mi anlatıyorum? Açıklayayım. “Ne bu ya? Hep hayvanlardan, hep aşktan bahsediyor bu.” Falan demeyin diye. Ben sadece bir Demet Akalın ile bir Mevlana’nın birleşiminden ortaya çıkan çocuk nasıl olur diye merak ettim hepsi bu. Ahanda gördünüz işte saçma sapan birşey çıkıyormuş. Adı da Feriha, ay aman Sefa oluyormuş. İsteyince oluyormuş yani. İstedim oldu. Başka bir şey mi isteseymişim keşke?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder